Ekşi’de açİletişim

Anın fotoğrafı akışı

koskoca istanbul'da bir mahalleye rastladım bugün işe giderken yolum hiç bilmediğim bir…

koskoca istanbul'da bir mahalleye rastladım bugün işe giderken yolum hiç bilmediğim bir sokağa düştü. koskoca istanbul'un…

koskoca istanbul'da bir mahalleye rastladım bugün işe giderken yolum hiç bilmediğim bir sokağa düştü. koskoca istanbul'un içinde, sanki şehir birkaç dakikalığına yorulmuş da eski haline dönmüş gibiydi. köşede küçük bir bakkal önünde iki üç masa, birkaç sandalye kenara çekilmiş, yılları sırtında taşıyan kırmızı bir araba pencereler, asmalar, birbirine yaslanmış evler arabadan bakarken bir an ben burayı tanıyorum diye düşündüm. oysa daha önce hiç gelmemiştim. sonra fark ettim. sokağı değil, hissini tanıyordum. çocukluğumun mahalleleri de böyleydi. sabahları okula gitmeden önce evin içi telaşla dolardı. anneler mutfaktan seslenir, çantanın fermuarı son anda kapanır, okul önlüğünün yakası düzeltilir, kapıdan çıkarken arkamızdan mutlaka bir cümle yetişirdi dikkatli git. o zamanlar bu cümlenin ne kadar büyük bir sevgi olduğunu bilmiyorduk. sokağa çıkar çıkmaz yalnız değildik zaten. köşede okul arkadaşımız beklerdi. biraz ileride bir başkası katılırdı. okula giden küçücük bir kafile olurduk. kimsenin konum atmasına gerek yoktu. her zamanki yerde buluşuruz denirdi ve herkes o her zamanki yerin neresi olduğunu bilirdi. ders zili çalardı. teneffüste dünyanın en önemli meselelerini konuşurduk. kimin kalemi daha güzel, kim kime küsmüş, beden eğitimi dersinde hangi takım kazanacak. bir arkadaşımızın beslenme çantasından çıkan kek bütün sıraya yeterdi. birimizin harçlığı yoksa diğerinin vardı. zaten çocukken benim kelimesinin sınırları bugünkü kadar keskin değildi. sonra okul biterdi. eve gidip çantayı bırakmanın ardından günün gerçek mesaisi başlardı :) sokak. top oynardık. saklambaç oynardık. bir apartmanın girişini kale, bir kaldırım taşını başlangıç çizgisi yapardık. akşam ezanı yaklaşırken annelerin balkonlardan çocuk isimleri bağırmaya başlaması, mahalle çocuklarının ortak alarmıydı. eveeee bir kere daha kaydıraktan kaymak, bir el daha oynamak, beş dakika daha kalmak için yapılan pazarlıkların sonu çoğunlukla aynıydı. tamam anne, geliyorum :) ama tabii ki hemen gidilmezdi. çünkü çocukken beş dakika gerçekten çok uzun bir zamandı. mahallenin bakkalı da yalnızca bakkal değildi. küçük bir dünya merkeziydi. sakız oradan alınırdı, ekmek oradan alınırdı, mahallede kimin hasta olduğu, kimin misafiri geldiği, kimin şehir dışına gittiği az çok orada bilinirdi. bazen para yanımızda olmazdı. amca, annem sonra verecek. bakkal defteri diye bir şey vardı. insanların birbirine yalnızca para değil, güven borçlandığı zamanlardı. komşuluk da başkaydı. bir evde kek pişse kokusu bütün apartmana yayılırdı ama mesele yalnızca kokuyla kalmazdı; biraz sonra tabak kapınızı çalardı. yeni yaptım, size de getirdim. tabak hiçbir zaman boş geri gönderilmezdi. alt kata gelen misafirin ayakkabılarından evde kalabalık olduğunu anlardık. üst komşunun çocuğunun sınavı olduğunu annemiz bilirdi. bir evde hastalık olduğunda çorba yapılır, düğün olduğunda herkes telaşa ortak olur, cenaze olduğunda bütün mahalle biraz daha sessiz konuşurdu. kapılar bugünkü kadar sağlam değildi belki. ama insanlar birbirlerine karşı daha açıktı. aile dediğimiz şey de yalnızca aynı evin içinde yaşayan birkaç kişiden ibaret değildi sanki. teyzeler, amcalar, dedeler, anneanneler, kuzenler.. bayram sabahlarında kalabalık sofralar kurulurdu. büyüklerin elleri öpülür, çocukların ceplerine harçlık sıkıştırılırdı. o zamanlar sıkıcı bulduğumuz aile ziyaretlerini şimdi düşününce insanın içine tuhaf bir özlem oturuyor. çünkü bazı masaların bir daha aynı kişilerle kurulmayacağını büyüyünce öğreniyorsun. bazı sesleri yalnızca hatıralarında duyabileceğini .. bazı evlere artık hiçbir zaman çocuk olarak dönemeyeceğini.. sonra büyüdük. o okul arkadaşlarının kimi başka şehirlere gitti. kiminin çocuğu oldu. kimiyle sosyal medyada birbirimizin hayatını sessizce izliyoruz. bir zamanlar her gün gördüğümüz insanlarla şimdi karşılaşsak belki önce yüzünü hatırlamaya çalışıyoruz. mahalleler de büyüdü bizimle beraber. bakkalların yerine marketler geldi. boş arsaların yerine apartmanlar dikildi. top oynadığımız sokaklara arabalar park etti. balkondan çocuk çağıran annelerin yerini telefon bildirimleri aldı. eve gel, diye bağırılmıyor artık. mesaj geliyor. neredesin? eskiden bir arkadaşımızın kapısını çalıp aşağı gelsene, derdik. şimdi haftalar öncesinden bir ara kahve içelim. diyoruz. ve o bir ara bazen hiç gelmiyor. belki de en garibi şu çocukken bütün derdimiz büyümekti. bir an önce okul bitsin, istediğimiz saatte dışarı çıkabilelim, kendi paramızı kazanalım, kimse bize ne yapacağımızı söylemesin istiyorduk. şimdi kendi paramızı kazanıyoruz. istediğimiz yere gidebiliyoruz. gece kaçta eve döneceğimize çoğu zaman kendimiz karar veriyoruz. ama bazen insan bütün özgürlüğünü, bir yaz akşamı annesinin balkondan yeter artık, hava karardı diye seslenmesine değişebilir gibi geliyor. bugün o sokağa bakarken bunları düşündüm. belki o bakkalın önündeki sandalyelerde hala akşamüstleri oturanlar vardır. belki bir çocuk içeri girip bozuk parasıyla çikolata alıyordur. belki yukarıdaki bir pencereden birazdan bir anne seslenecek. belki o mahalle için hayat hala bildiğimiz eski usulde akıyordur. kim bilir. ben birkaç dakika sonra arabayı çalıştırıp yeniden istanbul'un trafiğine karıştım. telefonlar, randevular, işler, mesajlar, yetişilecek yerler.. bugünün bütün gürültüsü yeniden başladı. ama aklım o sokakta kaldı. çünkü bazen insan geçmişine dönmek için eski evinin önüne gitmek zorunda değilmiş. bazen koskoca istanbul'da hiç bilmediğin bir mahalleye denk geliyorsun. bir bakkal görüyorsun. kaldırıma atılmış birkaç sandalye.. eski bir araba.. bir pencere.. ve yıllardır içinde uyuyan çocuk birden başını kaldırıyor. sanki sana hatırladın mı diye soruyor. hatırladım. sokakta oynarken dizlerimizi kanattığımız günleri, okuldan eve koşa koşa geldiğimiz öğleden sonraları, annemin sesini, babamın eve gelişini, arkadaşlarımı, komşuları, bayramları, yaz akşamlarını… hepsini. belki çocukluğun en acı tarafı da bu zaten :) yaşarken sıradan sandığımız günlerin, yıllar sonra hayatımızın en kıymetli hatıraları olduğunu öğrenmek. o yüzden bugün o mahalleden geçerken içimden tek bir şey geçti keşke o zamanlar, o günlerin eski güzel günler olacağını bilseydik. belki biraz daha yavaş büyürdük.

red phantom · · 2 beğeni · Ekşi Sözlük’te aç

red phantom yazarının diğer fotoğrafları

  • misafirlerim var

    red phantom · · 3 beğeni

    misafirlerim var

  • oğlan çocuğu gibi hissediyorum

    red phantom · · 6 beğeni

    oğlan çocuğu gibi hissediyorum

  • red phantom fotoğrafı

    red phantom · · 3 beğeni

  • red phantom fotoğrafı

    red phantom · · 4 beğeni

  • red phantom fotoğrafı

    red phantom · · 3 beğeni

  • red phantom fotoğrafı

    red phantom · · 12 beğeni

  • red phantom fotoğrafı

    red phantom · · 7 beğeni

  • kendime yeni bir araba aldım. yeni derken bana yeni tabii :)) araba benden daha çok şey görmüş olabilir. kış geldi. arabada…

    red phantom · · 13 beğeni

    kendime yeni bir araba aldım. yeni derken bana yeni tabii :)) araba benden daha çok şey görmüş olabilir. kış geldi. arabada radyo yok. sıcak klima desen o da…

  • red phantom fotoğrafı

    red phantom · · 9 beğeni

  • uykusuz mu kaldın dünkü geceden.

    red phantom · · 7 beğeni

    uykusuz mu kaldın dünkü geceden.

  • e zaten başka ne olacaktı

    red phantom · · 11 beğeni

    e zaten başka ne olacaktı

  • red phantom fotoğrafı

    red phantom · · 5 beğeni

Anlık, Ekşi Sözlük’ün “anın fotoğrafı” başlığına eklenen fotoğrafları yeni, popüler ve rastgele akışlarda, Keşfet ızgarasında ve yazar galerilerinde gösterir. Fotoğraflar ve açıklamalar Ekşi Sözlük’ten gelir; tüm hakları sahiplerine aittir. Anlık bağımsız bir projedir, Ekşi Sözlük ile bağlantılı değildir.

Fotoğrafların kaynağı Ekşi Sözlük’tür.
Tüm görsel hakları sahiplerine aittir.

Ara

Anda olan yazarlar

Beğenmeler

Yorumlar

Hakkında

Bu ufak site, Ekşi Sözlük'teki anın fotoğrafı başlığını insta gibi gezmeye yarıyor.

Sitenin Ekşi Sözlük ile hiçbir resmi veya gayriresmi bağı yok. 20'den fazla senedir aktif olarak takip ettiğim platformun üstüne bir tuğla koymak istedim.

Sözlük büyüklerime de ufak bir not: Yaramazlık yaptıysam kulağımı çekmeniz yeter. Siteyi kaldırmamı isterlerse de elbet kaldırırım.

Eleştirileri ve önerileri 4 gözle bekliyorum.

Yazmak isterseniz:
Ekşi Sözlük'te @kilroy
anlik@minisayfa.com