ne diyeyim allahım ben sana biraz platoniğimdir biliyorsun ben bu şüpheyi sırtıma yük…
ne diyeyim allahım
ben sana biraz platoniğimdir biliyorsun
ben bu şüpheyi sırtıma yük edindim, öyle yürüdüm,
gocunmam da yükümden beni bilirsin.
ama bunlar çok iştahlı allahım ve görüyorsun nasıl da dünyevi.
bunlarmış senin kulların öyle diyorlar biz de kürenin üveyi.
(bkz: fakir kene)
susmak, ibadet sayılsın. her şeyin çarçabuk tüketilmediği avcı-toplaycı bir dünya arıyorum. ne kadar çok felsefe, işte o kadar çok nietzsche yani bi o kadar…
“yine de, zaman kedisi pençesi ensemde, üzünç kemiğimden çekerken beni kendi göğüne, bir kahkaha bölüyor dokusunu düşler marketinin, uyanıyorum küstah…
“bir gün doğumu, bir hiçlik böylece gün aydın oluyordu kendiliğinden, sonra öylesine berrak su ... bir ateş bilgeliği, ıhlamur havası, bir herşey, bir hiçlik…
“yüzüm hep suya bakar benim, suya dalar çıkar. bu göl; içinden bir ömrü geçirdiğim dünya bu durduğum, peşimsıra büyüsün diye rüya” neverland mesa rodenda
yoruldum çok kente ve sana durmaktan öfkem ne sana ne de başkasına üstelik geceden marilyn monroe ve senin gözyaşın geçti hadi barışalım. istersen kahve içip…
bir fotoğrafa bakıp “deniz” diyorum: ne kadar dingin, nasıl sonsuz, olduğu yerde. sevgilim beni bağışla, sana mektup yazamıyorum. yüzümün bir yarısı acı…
içimdeki taş yerinden kımıldadı. göğün altında, yerin telef edilmiş yüzünde bir papatyanın “olmaz” yaprağına düştüm. ben sustuysam söz de sussun. olmadı…
Anlık, Ekşi Sözlük’ün “anın fotoğrafı” başlığına eklenen fotoğrafları yeni, popüler ve rastgele akışlarda, Keşfet ızgarasında ve yazar galerilerinde gösterir. Fotoğraflar ve açıklamalar Ekşi Sözlük’ten gelir; tüm hakları sahiplerine aittir. Anlık bağımsız bir projedir, Ekşi Sözlük ile bağlantılı değildir.