yeni bir işe başladım. günün telaşı içinde kapı çaldı. bir kutu çikolata geldi. kutuyu…

yeni bir işe başladım. günün telaşı içinde kapı çaldı. bir kutu çikolata geldi. kutuyu aldım teşekkür edip kapıyı kapattım. masama geçtim. kapağını açtım ve hiç değişmemiş bir alışkanlıkla önce hepsine şöyle bir baktım. sonra gözüme en güzel görüneni seçtim. çocukken yaptığım gibi. kağıdını açıp ağzıma attığım anda sanki o küçücük çikolatanın içinde yıllardır açılmayı bekleyen bir kapı varmış da ben farkında olmadan anahtarını çevirmişim gibi bir anda yıllar öncesindeydim. çünkü ben kutu çikolatayı en çok çocukluğumdan hatırlıyorum. eve misafir geleceği zamanlardan ya da akşamüstü kapının çalıp, gelenlerin ellerinde bir kutu çikolatayla içeri girdiği o kalabalık akşamlardan. büyükler kapıda birbirlerine sarılır, ayakkabılar çıkarılır, montlar antreye asılırdı. içeriden çayın sesi gelir, mutfakta tabaklar hazırlanırdı. benimse gözüm çoktan o kutudaydı. misafirin kim olduğuyla pek ilgilenmezdim belki ama ellerinde çikolata olup olmadığını mutlaka fark ederdim. çünkü çocukken bir kutu çikolata bugünkü kadar sıradan değildi. eve geldiği anda küçük bir heyecan başlardı. ama hemen açılmazdı. beklemek gerekirdi. misafir yerine oturacak, çaylar konacak, büyükler biraz konuşacak sonra biri nihayet o kutuyu masaya getirecekti. ben de kapağının açılmasını sabırsızlıkla beklerdim. açıldığı anda içindeki çikolatalar bana dünyanın en kıymetli şeyleriymiş gibi görünürdü. altın renkli kağıtlar , küçük yuvarlaklar, kareler, üstü çizgili olanlar.. hangisinin fındıklı olduğunu anlamaya çalışır uzun uzun bakar en güzel görüneni kendime seçerdim. tıpkı bugün yaptığım gibi. bir tane yerdim. sonra bir tane daha. derken annemle mutlaka göz göze gelirdik. o bakışın ne anlama geldiğini bilirdim :) yeter artık! ben de usulca başımı çevirirdim bir süreliğine tabii:)) çünkü biraz sonra büyükler sohbete dalar, çaylar tazelenir, eski meseleler açılır, kahkahalar birbirine karışırdı. ben de kimsenin dikkat etmediğini sandığım bir anda kutuya yeniden yaklaşırdım. bir tane daha. sonra bir tane daha.. ta ki gecenin sonunda karnımı tutarak annemin yanına gidene kadar. anne midem bulanıyor. nedenini ikimiz de bilirdik. o da yüzüme, o kadar çikolatayı yersen tabii bulanır der gibi bakardı. ben ertesi sabah bir daha o kadar yemeyeceğime kendi kendime söz verirdim. ama kutunun dibinde unutulmuş son bir çikolata bulursam bütün sözlerimi unutur, onu da yerdim. çocukluk biraz da böyleydi galiba. canın acıyana kadar koşmak, uykun gelene kadar oyun oynamak, miden bulanana kadar çikolata yemek her şeyi sonuna kadar yaşamak. şimdi düşününce insan o günlerde ne kadar küçük şeylerle mutlu oluyormuş. bir kapının çalması antrede üst üste duran ayakkabılar salondan yükselen kahkahalar mutfaktan gelen çay kokusu büyüklerin bitmek bilmeyen sohbetleri ve sehpanın üzerinde kapağı açık duran bir kutu çikolata. o zaman bunların bir gün özlenecek şeyler olduğunu bilmiyorduk. zaten çocukluk biraz da böyle bir şey galiba. içindeyken sıradan sandığın günlerin, yıllar sonra hayatının en güzel hatıralarına dönüşmesi. şimdi istediğim zaman kendime bir kutu çikolata alabilirim. kimse kaç tane yediğimi saymaz. kimse uzaktan gözleriyle yeter artık demez. istersem bütün kutuyu tek başıma bitirebilirim. ama bazı şeylerin güzelliği, onlara sahip olabilmekte değilmiş. onları beklemekteymiş. bir kutunun açılmasını heyecanla beklemekte, içinden en güzelini seçmekte, bir tane daha yiyebilmek için büyüklerin sohbete dalmasını kollamakta.. belki de büyümek, bir zamanlar sahip olmayı hayal ettiğin özgürlüğe kavuşup o eski heyecanı aramak biraz. bugün masamın başında bunları düşünürken önümde yine bir kutu çikolata vardı. yıllar geçmişti. ev başka, masa başka, hayat bambaşkaydı. üstelik bugün hayatımın yeni bir başlangıcının ilk günüydü. ama ben yine kapağı açmış, içlerinden en güzel görüneni seçmiştim. ve ilk lokmada yine aynı çocuk gibi mutlu olmuştum. demek ki insanın içinde bazı şeyler hiç büyümüyor. bazı sevinçler yıllara rağmen aynı yerde bekliyor. bir koku, bir tat, bir şarkı ya da hiç beklemediğin bir anda kapını çalan bir kutu çikolata onları yeniden uyandırmaya yetiyor. tam o sırada kapı yeniden çaldı. bu kez elinde çikolata olan biri değil, dışarıdan gelen bir ses vardı hocam, hastanız geldi..:) bir anda o eski evden, kalabalık salondan, çay bardaklarının sesinden bugüne döndüm. sonra önümdeki kutuya bakıp gülümsedim. yıllar geçmiş, ben büyümüşüm. ama ne güzel.. bir kutu çikolatanın beni çocuk gibi mutlu edebildiği o tarafım hala aynı yerde kalmış.
red phantom · · 6 beğeni · Ekşi Sözlük’te aç











