orwell’i sevmek ayrı bir şey. 1984’i okumuştum, hayvan çiftliği’ni okumuştum, ama bu…
orwell’i sevmek ayrı bir şey. 1984’i okumuştum, hayvan çiftliği’ni okumuştum, ama bu kitabı hep erteledim. bugün nihayet başladım: fakirler nasıl ölür.
daha ilk sayfalardan anlıyorsun adamın neden hâlâ okunduğunu. kitabın ana teması şu aslında: yoksulluk görünmezdir. ezilene değil, ezilenin yaralarına acıyoruz. sisteme değil, sistemin bıraktığı izlere bakıyoruz. bunu sayfa 56’da tek cümleyle koyuyor ortaya:
“sırtı yükten yara olmuş eşeğe herkes acır ama sırtında odun taşıyan kadını ancak tesadüfen fark ediyor insan.”
ve bu körlük tesadüf değil diyor orwell. hayatta kalmak zaten başlı başına bir savaş, o savaşı verebilmek için de temiz kalmak lüksün:
“hayatta kalmak için mücadele etmek zorundasın, mücadele etmek için de üstünü başını kirletmen şart.”
işte tam bu noktada kitabın en sert tespitine geliyorsun. mutluluğu hedef koyanlar değil, sadece var olmaya çalışanlar anlayabilir bunu:
“insan yalnızca hayatın amacının mutluluk olduğunu varsaymadığı zaman mutlu olabilir.”
henüz başındayım. ama 1946’da yazılmış bu adam, sanki bugün için yazmış.
bu saatlerde, evin bu dinginliğini seviyorum. gün boyu çok kahve içmekten çaya yer kalmıyor. :) belki bir soda belki bir bira açıp sessizliğin, havuzda akan…
metroya girince her şeyi alma isteği size de geliyor mu?
Anlık, Ekşi Sözlük’ün “anın fotoğrafı” başlığına eklenen fotoğrafları yeni, popüler ve rastgele akışlarda, Keşfet ızgarasında ve yazar galerilerinde gösterir. Fotoğraflar ve açıklamalar Ekşi Sözlük’ten gelir; tüm hakları sahiplerine aittir. Anlık bağımsız bir projedir, Ekşi Sözlük ile bağlantılı değildir.