palmiyeler duruyor, uzun gövdelerinde kışın yorgunluğu, rüzgârla değil, yıllarla eğilmiş…

palmiyeler duruyor, uzun gövdelerinde kışın yorgunluğu, rüzgârla değil, yıllarla eğilmiş gibi. ne aceleleri var, ne de gençliğe öykünen bir halleri. kalenin sırtına tutunmuş evler taştan bir hatıra gibi. kaç fırtına gördüler, kaç mevsimi sessizce geçirdiler kim bilir. duvarları yaşlı, ama yerlerinden hiç kopmamışlar; kale neyse, onlar da o. gökkuşağı ise genç. yağmurdan yeni çıkmış, renkleri hâlâ ıslak. ege göğünde bir çocuk gibi belirmiş, hiçbir yere ait olmadan her yere yakışarak. bu tam bir kış günü. güneş ürkek, yağmurun izi hâlâ taşlarda. deniz uzaktan nefes alıyor, rüzgâr konuşmuyor, susmayı seçmiş. ege böyle bir şey işte: yaşlıyla genci yan yana koyar, hiç ayırmadan. palmiyeler sabreder, evler tutunur, gökkuşağı geçer… ama güzellik, orada kalır.
teoslu sosyolog · · 6 beğeni · Ekşi Sözlük’te aç











