iyi kötü elli bin yıldır içli dışlıyız şu köpeklerle, hala ortak noktada eğlenemiyoruz…

iyi kötü elli bin yıldır içli dışlıyız şu köpeklerle, hala ortak noktada eğlenemiyoruz, benimki özellikle yavşak da yani yok abi olmuyor. adamı seviyorum okşuyorum, ama öyle bir sevmek ki herif mutluluktan heyecandan deliriyor ve kendisini hayata bağlayan en önemli uzvuyla bana karşılık vermek istiyor, ağzıyla. iyi de yani senin dişler köpek dişi, baban da kangal, e canımız acıyor bre dürzü… bir “hayır” diyorum kendine geliyor ama sevgisini kendince ifade edememiş oluyor belki de… ooooof offf…. yani doya doya sevgisini ifade etse belki o kadar da sevmeyecek, ne bileyim ya belki serotonin değil de dopamin salgılatıyoruz elemana paso, bağımlısı yaptım kendimin, ha ben de onun bağımlısı oldum tabii, yalan yok, sevdim abla ne kötülük var bunda!!! hamile karım az önce su istedi benden, pet şişe götürdüm, 1.5 litre, kapağını açtım, açılmamıştı, zorlanır diye belki, sonra da ortadan şöyle bir sıktım, şaka, sulu şaka, o da anama küfretti. böyle yani, bunlardan zevk almıyorsan milyarder ol geber ya, kahrolsun liberalizm, hayat basit lan, ağzınla zevk alıyorsan ağzınla alıyorsundur yani, birileri sana sahiplik ediyor edip ağzını kullanma diyorsa da belki de isyan etmelisin. ha ben gene bu sokakta ölüp gidecek puşta ev verdim, sevgi verdim, her gün yemek verdim. günümüz insanına bu kadarı bile verilmiyor artık. chateau kalpak v18 petit verdot speaking… yaşasın madanoğlu.
nulltiplexer · · 2 beğeni · Ekşi Sözlük’te aç