artık şehirler o kadar aydınlık ki; eskisi gibi mümkün değil yıldızları görmek…

artık şehirler o kadar aydınlık ki; eskisi gibi mümkün değil yıldızları görmek. şiirlerde bile sokak lambaları var artık, uzakta bir pencerede yanan florasanlar. insanız, insan olduğumuzu her seferinde unutsak da sadece insan. belki de bu unutkanlık yüzünden zaman zaman aklımızın, zaman zaman da kalbimizin olduğunu unutmamız. galiba biraz fazla yaş biriktirdim; eskisi gibi “olsun be” diyemiyorum bazı şeyler için. bazı yeni şeyler için de diyebildiğimi fark ettim artık. eskisi kadar çok kitap okuyamadığımı, eskisi kadar çok seyahat edemediğimi, eskisi kadar çok yürüyüş yapamadığımı, bisiklet süremediğimi fark ediyorum. eskisi kadar üzülmüyor, tasalanmıyorum da üstelik bunlar için. teknoloji o kadar ilerledi ki; artık yıldızları seyredebilmek için gökyüzüne bakmamıza gerek kalmıyor; ufacık hatta bazen kocaman ekranlarımız var; iki parmak hareketiyle karşımızda yıldızlar. eskiden fizikçiler evrenin merkezini ve sınırlarını araştırırdı. insanlığın en büyük meselelerinden biriydi bu. şimdilerde kendimizi evrenin merkezine o kadar yerleştirmiş, güneşin, güneş sisteminin, diğer galaksilerin ve hatta bütün evrenlerin bizim etrafımızda pervane olduğuna inanıyoruz, üstünde yaşadığımız gezegenin etrafında döndüğü güneşin dahi evrenin yüceliği karşısında zerre kadar değerinin ancak olduğunu bilmeden. gezegenleri, evrenleri camların arkasına sığdırıp cebimize kadar sığdırdığımız zamandan beri böyle sanırım. oysa sadece insanız. alelade değil ama. yalın. çünkü aleladelikte de saklı bir ahenk var, hepimiz olamıyoruz.
asimpleman · · 4 beğeni · Ekşi Sözlük’te aç











