yağmurdan nefret ediyorum. ne zaman yağmur yağsa ben o güne gidiyorum, 6 şubata…

yağmurdan nefret ediyorum. ne zaman yağmur yağsa ben o güne gidiyorum, 6 şubata. saatlerce yağmur altında ailemin yanına gitmek için yürüdüğüm o güne. bütün yol dua ettim ben. ya çıkmış olsunlar ya da acısız bir şekilde ölsünler diye. yıkılan binaların arasında, enkazlara basa basa, yardım çığlıklarını dinleye dinleye yürüdüm. sokağımıza yaklaştıkça artan korkum, binamızın enkazını görmem, kardeşimin enkaz altından gelen sesi. hepsi zihnimde capcanlı. kardeşimin ''abla ben iyiyim ama annem kötü, çok dayanamaz, babamın sesini hiç duymadım'' sözleri. üstelik bunlar kabusun sadece başlarıydı. aylar geçti, hiçbir şey eskisi gibi olmadı. o kış sahip olduğum her şeyi aldı benden. şimdi yıldızlar var bana keyif veren. ama yine geliyor kış. yine yağmurlar başlayacak. yıldızları da alacak benden.
kim bilebilir kimin halini · · 5 beğeni · Ekşi Sözlük’te aç