yazı kampına girmeden önce çıkıp bir alışveriş yapayım, kahve sigara stoklayım, içecek…
yazı kampına girmeden önce çıkıp bir alışveriş yapayım, kahve sigara stoklayım, içecek yiyecek bir şeyler alayım deyip kalkar kalkmaz hazırlanmaya başladım. hava fena sıcak ve köy de yürüme mesafesi olarak hafiften uzak olduğu için en çirkin kıyafetleri geçirdim üzerime, tek giyimlik kullan at modu veya belki sevişirim donunu hazırda tutmak gibi düşündüm. kahve içmek için çatıya çıkarken telefona whatsapp bildirimi geldi, yeğenimin öpücük atan fotoğrafı içimi sıcak havadan daha fazla ısıtınca ben de ona öpücük gönderdim:
kahve eşliğinde deniz havasını ve doğayı içime çekip bütünleşirken sahilde park etmiş bir araba, orta hızda giden yelkenli ve evin önüne çekmiş bir karavan gördüm:
kahvemi alıp karavanın kapısını çaldım. birkaç dakika içinde 50-55 yaşlarında ama yaşını hiç göstermeyen zarif bir adam açtı kapıyı. bizim evin eski sahibi olduğunu ve bir süreliğine karavanı evin önüne çektiğini söyledi.
“sizin evde olduğunuzu bilmiyordum, arabanız varsa hemen başka bir yere çekebilirim karavanı” dedi. ben de arabasız olduğumu ve karavanın sıkıntı olmadığını, istediği kadar orada kalabileceğini söyledim. 0n-on beş dakikalık bir muhabbetten sonra eve dönüp alışveriş için köyün yolunu tuttum.
adam yedi-sekiz yıl önce evi bize satıp bir şeyler ekip biçebileceği bahçesi ve kümesleri olan çok daha ferah bir taş ev almıştı. ben o zamanlar köylük ve sayfiye yerleri değil şehrin ışıklarını seviyor ve çevreme de hep söylüyordum. hatta yakın bir arkadaşımla amerika’da sanat yapma hayalimiz bile vardı, geceyi aydınlatan ışıklı şehirler çekiyordu beni.
zamanla bu düşüncem doğaya ve organik yaşama doğru evrildi. görsellerdeki karavan ya da uzantısındaki minimalist ve fonksiyonel yapılar, yelkenli veya ötelerdeki adalar fark etmezdi, hepsi karavanın arkasında yazan şu söze çıkıyordu: nature and freedom. ışık da zaten içimizdeydi.
bonus https://www.youtube.com/watch?v=XZG1FzyB8DI
ya arkadaş bir insanın her anı, her baktığı hikaye olur mu? benim bir iki yıldır oluyor. kedi, köpek, bulut, çiçek, böcek, insan, hayvan, araba, şarap, park…
iki saat öncesinden hello güzele her gün magic hour: “nereye böyle güzel kuş?” “ötelere…” yamuk bakmak: neler var daha ama hava tam sabah yürüyüşlük :)
bugün çektiğim sabahın 7'si fotilerinden bir tenesi. gün içinde eklemeler yapabilirim. güneş ışıkları bugün çılgın atmış. sen ne güzel bir kuşsun: ahaha.. bir…
göreceli zaman dilimlerinden melabaa. bugün çektiğim onlarca enteresan sabahın 7'si ve 9'u fotilerinden 4'ü. 7'si 9'u geniş bir zamanda eklemeler yapabilirim…
dün akşam parkta iki kankamla şarapçı modumuzu açtık. sohbet muhabbet, şarap marap, gülmece eğlenmece derken geç vakitte evlere dağıldık. kafa biraz güzel ve…
an önce bizim muhitin köpeklerinin onlarca fotisini çektim, birkaçı hikayelik, birini bırakıyorum. eve geçince bırakacağım fotinin devamını ve karaladıklarımı…
dün son görsellerimi paylaşıyorum demiştim ama gün bugün o kadar güzel doğdu ki paylaşmasam olmazdı. bu son olsun. bundan sonra tıp. hem öyle kuru kuru gitmek…
yeni bir güne ortaya karışık açık, karanlık, altın ve büyülü zaman dilimleriyle melabaa. sıkıntıları boş verin, nietzsche gibi kahkaha atın. ben rimbaud gibi…
güneş gökdelenlerin ardından doğarken çıkan uğultu <3 edit:
Anlık, Ekşi Sözlük’ün “anın fotoğrafı” başlığına eklenen fotoğrafları yeni, popüler ve rastgele akışlarda, Keşfet ızgarasında ve yazar galerilerinde gösterir. Fotoğraflar ve açıklamalar Ekşi Sözlük’ten gelir; tüm hakları sahiplerine aittir. Anlık bağımsız bir projedir, Ekşi Sözlük ile bağlantılı değildir.