sabah yürüyüşünde sahaf keşfi, bedenin ve zihnin yenilenmesi. sahibi tatlı kaçık bir…
sabah yürüyüşünde sahaf keşfi, bedenin ve zihnin yenilenmesi. sahibi tatlı kaçık bir kadın olunca çenem düştü.
“merhaba, fazla vaktim yok, birkaç kitap soracaktım.”
“merhaba, tabii ki.”
“ayn rand’ın hayatın kaynağı kitabı var mı?”
“maalesef yok. zaten baskısı da yok onun.”
“biliyorum, zor bulunan bir kitap, fiyatı da fahiş oluyor dolayısıyla. ben beş-altı yıl kadar önce nadirkitap’tan arkadaşıma hediye etmek için 170 tl’ye almıştım, uçmuştur şimdi”
“evet, az bulunduğu için yüksek fiyat çekiyorlar. iyi kitap ama.”
“bence fazla iyi bir kitap. yazar sonunda kapitalizm propagandası yapmasa mükemmel bile diyebilirdim”
“howard roark’dı değil mi başkarakter? kaçık olan”
“howard’dı, evet. turuncu kafa. kaçık olup olmadığı tartışılır ama. yani minimalist ve fonksiyonel binalar yapıyordu, mimar olsam ben de öyle yapardım”
“fazla idealistti diye hatırlıyorum, çok oldu okuyalı.”
“şöyle, idealistliği hakkında bir sahne kalmış aklımda, hatırladığım kadarıyla anlatıcam çünkü benim de epey oldu okuyalı. yanlış hatırlamıyorsam birine özel bir villa yapmıştı, adam da çok beğenmişti villayı, dediğiniz gibi idealist bir mimar olduğu için temiz iş yapıyor howard, kafada pürüz bırakmıyor. fakat haftalar sonra howard’ın kafasına bir şey takılıyor ve gidip villayı geniş açıdan inceliyor. aklımda kaldığı kadarıyla howard villanın bir uzantısının arkadaki dağla homojenize olmadığına ya da o uzantının güneş ışığı için sıkıntı yarattığına karar verip ev sahibinin kapısını çalıyor. villayı yıkmak ve baştan yapmak istediğini söylüyor. işte bu sizin dediğiniz fazla idealist, hatta kaçıklık durumu.”
“o sahneyi hatırlamıyorum ama bunun gibi birçok sahne vardı kitapta ve bana kaçık bir mimar olduğu izlenimini vermişti.”
“tartışılır işte. ben de yazıyorum mesela ve içime sinmeyen bir kelime olursa bütün metin çöp olabiliyor kafada.”
“mükemmeliyetçisin yani sen de”
“değilim, ötesi, ötesi... fazla vaktim yok, bir acı kahveni içmeye gelirim sonra.”
“tabii ki, ne zaman istersen”
“fotoğraf çekebilir miyim?”
ya arkadaş bir insanın her anı, her baktığı hikaye olur mu? benim bir iki yıldır oluyor. kedi, köpek, bulut, çiçek, böcek, insan, hayvan, araba, şarap, park…
iki saat öncesinden hello güzele her gün magic hour: “nereye böyle güzel kuş?” “ötelere…” yamuk bakmak: neler var daha ama hava tam sabah yürüyüşlük :)
bugün çektiğim sabahın 7'si fotilerinden bir tenesi. gün içinde eklemeler yapabilirim. güneş ışıkları bugün çılgın atmış. sen ne güzel bir kuşsun: ahaha.. bir…
göreceli zaman dilimlerinden melabaa. bugün çektiğim onlarca enteresan sabahın 7'si ve 9'u fotilerinden 4'ü. 7'si 9'u geniş bir zamanda eklemeler yapabilirim…
dün akşam parkta iki kankamla şarapçı modumuzu açtık. sohbet muhabbet, şarap marap, gülmece eğlenmece derken geç vakitte evlere dağıldık. kafa biraz güzel ve…
an önce bizim muhitin köpeklerinin onlarca fotisini çektim, birkaçı hikayelik, birini bırakıyorum. eve geçince bırakacağım fotinin devamını ve karaladıklarımı…
dün son görsellerimi paylaşıyorum demiştim ama gün bugün o kadar güzel doğdu ki paylaşmasam olmazdı. bu son olsun. bundan sonra tıp. hem öyle kuru kuru gitmek…
yeni bir güne ortaya karışık açık, karanlık, altın ve büyülü zaman dilimleriyle melabaa. sıkıntıları boş verin, nietzsche gibi kahkaha atın. ben rimbaud gibi…
güneş gökdelenlerin ardından doğarken çıkan uğultu <3 edit:
Anlık, Ekşi Sözlük’ün “anın fotoğrafı” başlığına eklenen fotoğrafları yeni, popüler ve rastgele akışlarda, Keşfet ızgarasında ve yazar galerilerinde gösterir. Fotoğraflar ve açıklamalar Ekşi Sözlük’ten gelir; tüm hakları sahiplerine aittir. Anlık bağımsız bir projedir, Ekşi Sözlük ile bağlantılı değildir.